Bir Ulubatlı Aranıyor10.11.08
Guvenc Kaplan
 Bir Ulubatlı Aranıyor |
|
Mükemmel bir Avrupa maçından sonra, tartışmasız
tüm Galatasaray taraftarları "bu kez göreceksiniz" diyorlardı
içlerinden, "bu kez yeneceÄŸiz sizi". Yeterli nedenleri vardı da
aslında. Takım birkaç gün önce Avrupa'daki son senelerin en iyi
futbolunu oynamış, topu şişirmeden yere indirerek seri paslar ve
mükemmel bir yardımlaÅŸma ile rakibin tüm umutlarını stadın çimlerine
gömmüÅŸtü.
Ancak her zaman olduÄŸu gibi, Fenerbahçe maçlarında para-psikolojik,
psiÅŸik, kozmik, doÄŸa kuralları ile açıklamayan tüm unsurlar bu
maçlığına devrede olacaktı.
Maçtan önce, Galatasaray kurmayları herhalde "rakibimizin iÅŸini nasıl
daha kolaylaÅŸtırabiliriz" diye düÅŸündüler ki, azgın boÄŸanın karşısına
beyaz örtüyle çıkmaktan farksız bir ÅŸekilde, bir kulüp forması olmak
ile bir promosyon aracı olmak arasında kantarın topuzunun kaçmaya
baÅŸladığı turuncu formalar ile sahaya çıktılar.
Dokuz sezondur tarafımıza verilen tek gol istikhakını ilk iki dakika
içerisinde kullandık ve hakem hatalarından yorgunluÄŸa, top ve kale
direklerinin SaraçoÄŸlu'na özel telekinetik kanunlarından rakip
futbolcuların hiç olmadığı kadar canlarını diÅŸlerine takışına kadar
bilindik tüm aÅŸamalardan geçerek tanıdık, bildik skorlardan birisini
torbadan çekip skorboard'a yazdırıp bir derbiyi daha tamamladık.
Galatasaray onbirindeki SaraçoÄŸlu gazilerinin sayısı sadece birkaç tane
iken, dokuz sezondur bu önüne geçilemez yazgıyı bir "basiret
baÄŸlanması", "el-ayak dolaÅŸması", "büyülenmiÅŸ gibi olmak" terimleri ile
açıklamak da pek akla mantığa sığar gibi görünmüyor, yenilgileri belki
formanın genlerine baÄŸlamak mümkün, ancak turuncu forma da ilk kez
tanışıyor SaraçoÄŸlu'nun çimleriyle.
Yoksa teknik direktörü kendi haline bıraksan yenip gelecek de,
SaraçoÄŸlu gazileri mi aralarında efsaneleÅŸtirdikleri bu laneti dilden
dile aktarıp hocanın hocalıktan çıkmasına vesile oluyorlar?
"Her Galatasaray yengisi bir çıkışın baÅŸlangıcıdır" cümlesini dokuz
sezondur ÅŸaÅŸmaz bir kalibrasyonda genç-yaÅŸlı herkese ezberlettiren bu
makus kader bir kez olsun bozmaz mı gidişi, bir eğlence aramaz mı
kendisine? Ulubatlı'lara sadece kupa maçları dahilinde mi izin çıkıyor
yoksa?
Dokuz senedir bir babayiÄŸit çıkmaz mı bu kulüpten, Fenerbahçe'yi Kadıköy'de yenecek?
Artık sezon başında puan hesapları yapılırken, peÅŸinen ne yazıyordur Galatasaray kurmayları SaraçoÄŸlu hanesine?
Psikolojide en "benim" diyen bilim adamlarını kıvrım kıvrım kıvrandıracak bir konu değil midir bu?
Yoksa Adnan Sezgin'in transfer konusu tezlerinden önce, bunun tez konusu yapılması daha mı hayırlıdır bu camiaya?
Bırakın teknik direktörü, taktiÄŸi, oyuncu deÄŸiÅŸikliklerini falan.
Galatasaray dokuz senedir, en güçlü olduÄŸu anlarda, en zayıf anlarını
yaÅŸayan rakibinden -birer ikiÅŸer de yetmiyor- dörder dörder yiyip
Florya'ya dönüyor ise, bu dokuz senelik lanetin nedenlerini baÅŸka
yerlerde, belki de çocukluklara dönerek aramak lazım...
Bu camia bir Ulubatlı daha bulup çıkaramaz ise, bir dokuz sene daha bu
maçlardan bahisçilere ekmek çıkmaz. Ve eÄŸer on küsürlü rakamlara
ulaşırsa rakibi yenemediÄŸimiz sezon adedi, çocukların diline onlarca
yıl pelesenk olacak tekerlemeler, şarkılar da yoldadır, haberiniz olsun.
Bu gerçeÄŸi "her Kasım'ın bir Mayıs'ı vardır", "rakibimizin varlık
nedeni biziz", "biz ÅŸampiyon olacaksak varsın Fenerbahçe bizi iki maçta
da yensin" gibisinden laflarla geçiÅŸtirip, takıma moral vereceÄŸiz diye,
çoktan kangrenleÅŸmiÅŸ bu yaranın nedenlerini eÅŸelemekten çekinenlere de
bir çift sözümüz var: "Fenerbahçe'yi Kadıköy'de yenmeden kazanılmış
şampiyonluğun tadı buruk olur".
Saygılarımla
Guvenc Kaplan / ScoutGS.com
DiÄŸer Haberler:
|