ScoutGS ForumGalatasarayGalatasaray 2010-2011 Medyametre

Gönderen Konu: 2010-2011 Medyametre  (Okunma sayısı 271319 defa)

Şahin Caferli, Ahmet Gülen, Huseyin Koytak ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kadir Arslan

  • İleti: 1405
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #100 : 03.07.10, 18:55 »
Alıntı
Polat: "Elano sakatlanınca tüm planlar değişti"



G.Saray Başkanı Adnan Polat, satışından ciddi gelir beklenen Sambacı’nın Dünya Kupası’nda sakatlanmasıyla bütün transfer politikalarının değişmesinden dert yandı.

Galatasaray Başkanı Adnan Polat, Brezilya Milli Takımı’nın ilk maçlarında harikalar yaratan Elano’nun sakatlanmasıyla bütün transfer politikalarının değiştiğini ifade etti. Transfer çalışmalarında hızlanmak için Dünya Kupası’nı beklediklerini belirten Polat, satışından ciddi gelir bekledikleri Brezilyalı yıldızın Fildişi maçında şanssız şekilde sakatlanıp, turnuvayı kapatmasıyla tüm politikanın altüst olduğunu söyledi.

Transferde ilgilendikleri oyuncuları istedikleri bedelle kadroya katmak istediklerinin altını çizen başkan, “Verdiğimiz rakamlara kulüpleri tamam derse iş 1 günde biter” dedi. Arda Turan’a kaptanlık verdiği için hiç pişman olmadığını da söyleyen Polat, “Bence çok da iyi kaptanlık yaptı, daha da iyi olacak” yorumunu yaptı.

Adnan Polat ayrıca daha önce 'Toki yapacak' dediği ve tersini iddia edenlerle tartıştığı Türk Telekom Arena hakkında ise “Stadın çatısını biz, yani G.Saray yapacak. Ancak buna karşılık TOKİ de fazladan bir şeyler yapacak. Çatıyı önümüzdeki sezon mayısta bitirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

Kaynak:Goal.com

Burak Fındık

Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #101 : 03.07.10, 19:01 »
Şimdi adam 2 maç az oynadı diye elde mi kaldı?

Çevrimdışı Koray Sarıoğlu

  • İleti: 4298
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #102 : 03.07.10, 19:04 »
Koca kulüp 1 adamdan gelecek paraya mı bakıyor? Satılamazsa ne olacak peki?

Çevrimdışı Selçuk Kılınç

  • İleti: 4051
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #103 : 03.07.10, 19:50 »
Şimdi adam 2 maç az oynadı diye elde mi kaldı?

2 değil 3 maç az oynadı ve en can alıcı 2 maçta oynamadı Burak. Bu durumu Elano başlığındada belirtmiştim, olurda Brezilya elenirse ilk 2 maçlık performansın pek etkisi olmaz diye ki o yönde haberlerde çıkmaya başlamış. Bu sakatlık belası peşimizi bırakmadıkça hangi kadroyu kurarsek kuralım 1-0 geride başlayacağız sezona.

Burak Fındık

Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #104 : 03.07.10, 20:03 »
2 değil 3 maç az oynadı ve en can alıcı 2 maçta oynamadı Burak. Bu durumu Elano başlığındada belirtmiştim, olurda Brezilya elenirse ilk 2 maçlık performansın pek etkisi olmaz diye ki o yönde haberlerde çıkmaya başlamış. Bu sakatlık belası peşimizi bırakmadıkça hangi kadroyu kurarsek kuralım 1-0 geride başlayacağız sezona.

Selçuk tamam doğru söylüyorsunda ama bu çocuk mesela bir Dos Santos değil kendini kanıtlaması gereksin. Senelerdir tanınan bilinen bir oyuncu. Talip olucak klüp zaten tanıyor ve biliyordur kapasitesinin falan ney olduğunu. Teklif gelmişse gelen teklifleri geri çekmemişlerdir ki sakatlığıda çok ciddi değil.

Çevrimdışı Selçuk Kılınç

  • İleti: 4051
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #105 : 03.07.10, 20:10 »
Oynayamamasının yarattığı sıkıntı kendini kanıtlayamadığından değil, yoksa dediğin gibi zaten bir ismi olan bir oyuncu ama sende kabul edersin ki kötü bir sezon geçirdi bizde bu sene. Ayrıca elden çıkarılacağı dilden dile de dolaşıyor ve bu oyuncu Türkiye gibi pek yüksek bonservis bedeli ile oyuncu satan bir ülkede değil. Hal böyle olunca turnuvayada mükemmel başlayan Elano eğer devam edebilseydi almak isteyen kulüpler daha ısrarcı olabilir ve gerektiğinde bizim yönetimin satmak istediği rakamlara satılabilirdi. Benim tam olarak kastetmek istediğim buydu pek net olarak açıklayamasamda :)

Yoksa sakatlık yüzünden satılamayacağı yada ismini duyuramadağı endişesi taşımıyorum. Neyse artık, olurda kalırsa bu sene için oluşturulması muhtemel kadronun içinde belki iyiki kalmış dedirtecektir bize.

Çevrimiçi Ahmet Gülen

  • İleti: 6661
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #106 : 03.07.10, 20:57 »
Arkadaşlar, basketbol takımıyla futbol takımının doktorları mı ilgileniyor? Yoksa o şubenin doktorları farklı mı?

Burak Fındık

Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #107 : 03.07.10, 21:04 »
Arkadaşlar, basketbol takımıyla futbol takımının doktorları mı ilgileniyor? Yoksa o şubenin doktorları farklı mı?

Farklı olması gerekiyor abi.

Çevrimiçi Ahmet Gülen

  • İleti: 6661
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #108 : 03.07.10, 21:15 »
Farklı olması gerekiyor abi.

Umarım öyledir. Cem Akdağ, geçen yıl ile alakalı basketbol takımında gelişmiş bir olayı anlatmış bir ropörtajında. Sponsor olarak Medical Park ile anlaşılmamasının tek sebebi para olmayabilir mi acaba? Acıbadem hastanesi hakkında birşeyler söylenip dururdu hep ama bana çok saçma gelirdi her seferinde. Bu haberden sonra şüphelenmemek elde değil.

Alıntı
Galatasaray Cafe Crown sezon genelinde çok kritik maçlar kazandı. Ama en önemlisi Beşiktaş Cola Turka maçı idi. İlk periodu 36-18 geride kapayan bir takım, maçı 11 sayı farkla kazanmayı başardı. Bu maçın öyküsünü anlatır mısınız?

Bir maç önce Türk Telekom’a kaybettik ve bu maçta Darius Washington,Fatih Solak sakatlıkları nedeniyle oynamamıştı. Caner Topaloğlu’nu da sakat sakat oynatmak zorunda kaldık. Ciddi bir demoralizasyon söz konusuydu. Fakat biz geçmiş maçı düşünmeden bu maç için elimizden gelen hazırlığı yaptık. Bence bu maçı en özel kılan tarafı Darius Washington’ın pozisyonudur. Çünkü maçtan önce ciddi bir idari hata yapıldı. Bize sakat olduğu ve oynayamayacağı söylendi. Üç maçımız kaldığı için bu maçta riske etmek istemiyorduk. Fakat kendisini ısrarla iyi hissettiğini söylüyordu. Çok büyük bir tesadüf eseri, kondisyonerimiz Semih Eroğlu başka bir doktora gidilmesini sağlamış. Masörümüz de o doktora gidip, Mr’ı göstermiş. Doktor, bu sakatlığın Darius’un oynamasında mani olmayacağını ve sakatlığında da artma ihtimali olmadığını söylemiş. Neticede Darius’ta isteyince oynatmaya karar verdim. Şimdi düşünüyorum da Dariusu oynatmasaydım ve böyle bir hata yüzünden küme düşseydik, derdimizi kimseye anlatamazdık. Bu arada Darius’un Telekom maçında oynamaması ve dokuz gün boyunca antrenman yapmaması durumu daha da vahim hale getiriyor.

Çevrimdışı Tolgahan Ozer

  • İleti: 16052
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #109 : 05.07.10, 11:07 »
Alıntı
Zorunlu Açıklama: Vatan Gazetesi



Bugün Vatan Gazetesi'nin spor sayfasında yer alan, "Yiğit Şardan’dan ağır fatura" başlıklı haberde yer alan iddialar gerçekleri yansıtmamaktadır.

Sayın Yiğit Şardan’ın şirketlerinde geniş bir ekip  2 yılı aşkın bir süredir Galatasaray’a muhtelif içerikte reklam hizmetleri vermektedir. Ancak bu süre içinde söz konusu şirketlerin hiç birine, herhangi bir hizmet bedeli ödenmediği gibi; bu şirketlerden de Galatasaray’a herhangi bir komisyon ve ücret faturası kesilmemiştir. Galatasaray Kulübü için yapılan bu hizmetlerin tamamı Sayın Yiğit Şardan tarafından karşılanmış ve bedelsiz olarak Galatasaray’ın menfaatlerine katkı için sunulmuştur.

Aynı yazıda iddia edildiği gibi Mehmet Topal transferi için Adnan Sezgin’e bir prim ödenmemiştir. Ebru Köksal ise ; Galatasaray’ın yıllardır sonlandırılamayan önemli bir sıkıntısının en başında gelen; şirket birleşmesini gerçekleştirmek için bankalardan temin edilen 70 milyon dolarlık kredinin kazandırılması sürecini başarı ile yönettiği ve katkıları doğrultusunda 12 yıldır çalıştığı Galatasaray’da ilk kez prim ile ödüllendirilmiştir.

Sonuç olarak söz konusu gazete haberinde yer alan ve Galatasaray’da huzursuzluk olduğu iddialarını öne süren satırlar sadece yazanın hayal gücünden ibarettir. Ne var ki, Vatan Gazetesi’ndeki bu haber, herhangi bir muhabir ya da editör tarafından bile sahiplenilmemiştir. Bu durum dahi habere olan güvenirliliğin sorgulanması için yeterlidir.

Haberde öne sürüldüğü gibi Galatasaray’da kavga yoktur. Galatasaray’ın önünde sadece hedefleri, amaçları ve bu uğurda tam mesaiyle çalışan kenetlenmiş bir ekibi vardır.

Ayrıca bu tür mesnetsiz,hayal ürünü senaryolarla ve dedikodu gazeteciliği ile Galatasaray Kulübünü kimsenin yıpratmaya gücü yetmeyecektir.

Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.

Galatasaray Spor Kulübü

Çevrimdışı Turan Solak

  • İleti: 12381
    • Blog
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #110 : 06.07.10, 15:23 »
Burhan abi adamın son yıllarda yazdığı en güzel yazılardan birini yazmış, sen koymamışsın buraya. :) Bu adam saha içindeki futbola bulaşmadıkça yazdıklarını seviyorum.

Alıntı
Sezgin'e teslim oldu
Galatasaray'da yetkileri alınan Haldun Üstünel, bir süre bekledikten sonra Futbol A.Ş'deki görevlerinden istifa etti. Bir dönemin popüler yöneticisi olan Üstünel'in kendisini pasife almasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bütün bu tezgahın arkasında olan isim Adnan Sezgin. Adnan Polat'ı kullanan Adnan Sezgin. Adnan Polat da ne hikmetse, Galatasaray'da kukla başkan olmaya devam ediyor. Polat, Adnan Sezgin'i gözden çıkaramadığı için Haldun Üstünel, Futbol A.Ş'deki görevinden istifa etti. Bunun arkasından yönetimden istifası da gelecek.
Haldun'un amacı Galatasaray'daki tüm görevlerinden istifa etmekti ama yakınları, 'Sakın yönetimden istifa etme. Onların istediği de zaten bu. Yönetim dışında muhalefet yaparak etkili olamazsın, içerde kal, içerde muhalefetini yap' dediler ve onun üzerine Haldun sadece Futbol A.Ş'den istifa etti. Yönetimden istifa etmedi.
Transfer için İngiltere'ye gitmişti. O İngiltere'deyken Haldun'un yetkilerini kaldırıp, Adnan Sezgin'e verdiler. Bunun üzerine İstanbul'a geldi. Adnan Polat ve Haldun Üstünel, Ada'da 4 saat görüştüler. Haldun Üstünel, 'rahatsızlığının tek sebebinin Adnan Sezgin olduğunu' söyledi. Adnan Polat da bu işi çözeceğine dair söz verdi. Ama çözemedi. Adnan Sezgin'i temizleyemedi. Bunun üzerine Haldun Üstünel istifa etti.
İstifanın iç yüzü budur. Haldun konuşmuyor ama ben biliyorum. Haldun, 'Galatasaray yıpranmasın' diye konuşmuyor. Şimdi de yurt dışına gitti. Tatile falan gitmedi. Medyadan kaçtı. Ama olayın iç yüzü bu. Ada'da 4 saat süren toplantıda Adnan Polat söz verdi, Haldun geçerli bir süre bekledi ama Adnan Polat'ın Adnan Sezgin'e tam teslim olduğunu görünce istifasını verdi.


GÜLEREK İZLİYOR
Şimdi olayı için için gülerek izleyen bir kişi var; Yiğit Şardan. Yiğit Şardan bu Adnanlar ile gitmeyeceğini biliyor. Haldun'dan da kurtulduğunu görüyor. İlk kongrede Galatasaray Başkanlığı'nın tek adayı olduğunu düşünüyor. Liseli de olduğu için... O şimdi hazırlanıyor. Böylece Özhan Canaydın ile girdiği çekişmede, Özhan'ın yanında yer alarak yenilgisini hazırlayan Adnan'dan da intikamını alacak. Adnan Polat bunları çok iyi bilir. Alp Yalman'ın yönetim kurulunda yer alanların Alp'in kuyusunu nasıl kazdıklarını en iyi Polat bilir. Çünkü o da yönetimdeydi. Alp Yalman'ı uyaran adamdı. "Başkan bunlar senin kuyunu kazıyorlar" dedi ama Alp aldırış etmedi. Nerede Alp bugün!.. Şimdi aynı oyun Adnan Polat'a uygulanıyor ve aynı tuzağa Adnan Polat düşüyor. Kendi yönetiminin içindekiler Adnan'ın kuyusunu kazıyorlar. Bunu anladığı zaman çok geç olacak.

Üstünel yaptığı dev transferlerin ardından 'Sihirbaz' ilan edilmişti ve örnek gösterilen kişiydi. Ancak o transferler başarı için yeterli olmadı ve bu defa suçlanan kişi oldu. Bu değişimi nasıl yorumluyorsunuz? Üstünel'in aldığı adamların ne derece iyi olduğunu Dünya Kupası gösterdi. Burada kabahat kadroda değil, Rijkaard'da. Ama bunun böyle olduğunu söylemek Üstünel'e prim vermek olacağı için Rijkaard'a yapıştı Adnan Polat ve Üstünel'i yok etmek için takımın yok olmasına razı oldu. "Kukla" derken bunu söylüyorum. Bu Adnan'ın fikri değil. Adnan iyi bir Galatasaraylı çünkü. Ama Adnan bilerek Adnan Sezgin'in, bilmeyerek de Yiğit Şardan'ın kuklası oldu ve Haldun tarafından kurulan o kadroyu darmadağın ettiler. Yerlisi ile yabancısı ile... Arda gidecek mi, kalacak mı; bilen var mı? Galatasaray sezonu açtı, daha bilen yok. İngiliz gazetelerine bakarsan Tottenham ile Liverpool çekişiyor Arda için... Arda için çekişmeyen bir tek takım var Galatasaray! Hâlâ Adnan Polat "İsteyen gidebilir" diye Arda'ya resmen git diyor. Ama Arda bu mesajı hâlâ anlamış değil. İstenmediğini, bu sene oynatılmayacağını, bu sene yok edileceğini, seneye on paralık değeri kalmayacağının farkında değil. "Ben Galatasaraylıyım" diyor ama Galatasaray tribünleri onu istemiyor. Çünkü Galatasaray tribünlerine Yiğit Şardan hükmediyor.

CANER KURTARDI
Bak Caner kurtardı kendini. Galatasaray neler kaybettiğini görecek! Para kaybetti, Galatasaray. Fenerbahçe Caner'i iki sene sonra satarsa eğer bugünün dört misli, beş misli fiyat edecek. Adam Roberto Carlos'un Türk'ü... Caner'in bir tek günahı vardı, Haldun Üstünel tarafından Galatasaray'a çok ucuza getirilmesiydi. Kalsa ve başarılarına devam etse fiyatı da arttığı zaman Haldun'a prim olacak. 'Aman sakın ha!.. Haldun'u yok edin' denilerek Caner'i yok ettiler. Haldun'u yok etmek için Stoch'u almadılar. Stoch'u ayarlayan Haldun'du. Haldun'u yok etmek için geçen sene transfer ettiği bütün adamları hiçe saydılar. Ama Galatasaray camiası işin farkında. Yakın bir gelecekte Adnan Polat olağanüstü bir kongre ile başkanlıktan düşürülürse ve ardından ihraç kaydı ile Haysiyet Divanı'na verilirse şaşmam. Adnan Polat, Galatasaray'dan ihraç edilebilir. O kadar kötülükler yapıyor Galatasaray'a çünkü.

DEMİRÖREN'DEN BAŞKANLIK DERSİ ALSIN
Yıldırım Demirören, Aziz Yıldırım'ın yönetim şeklini eleştirerek Kulüpler Birliği toplantılarına katılmayacağını açıkladı. Kulüpler Birliği amacından saptı mı?
Adnan Polat'ın Yıldırım Demirören'den öğrenecek başkanlık dersleri var!.. Bunu bir Galatasaraylı olarak söylerken utanıyorum. Bir duruş sergiliyor Yıldırım Demirören. Adnan Polat, Aziz Yıldırım'ın koltuğunun altında. Galatasaray'ın geçen yılki sol bekini transfer ediyor Aziz Yıldırım, Adnan Polat o gece Aziz'i Sorti'de ağırlıyor. 'Allah razı olsun. Beni kurtardınız' diye! Galatasaray'ın neredeyse bitirdiği Stoch'u transfer ediyor Aziz, Adnan Polat, Papermoon'da, Aziz Yıldırım'ın masasında bağlılıklarını bildiriyor. Aziz Yıldırım'ın gölgesi, Aziz Yıldırım'ın yanında.

FENER İMPARATORLUĞU
'Biz bunu dostluk adına yapıyoruz' diye de idealist, yüksek laflar ediyor. Aziz Yıldırım'ın böyle bir laf ettiği yok. Sadece Adnan!.. Sapanca'da Türkiye Kürek Şampiyonası var. Aziz Yıldırım orada, Adnan Polat yanında, gölgesi gibi dolanıyor. Galatasaray bir puanla şampiyon olur olmaz Aziz Yıldırım, kupa törenini beklemeden terk ediyor Sapanca'yı ve gidiyor. Adnan Polat 'Bu yaptığın ayıptır, başkan' diyemiyor, teknesine bindirip, boğaz turu attırıyor. Böyle bir Galatasaray Başkanı'nı tarih yazmadı. Tam bir imparator ve o imparatora bağlı bir bey muamelesi var. Koca Galatasaray'ı bu hale düşürdü. Kulüpler Birliği üç büyüklerin, 15 Anadolu takımını uyutmak için kurduğu bir birlik. 15 Anadolu takımı da uyumaya devam ediyorlar. Aslında üç büyüklerin geri kalan ikisi de uyutuluyor, Fenerbahçe tarafından. Kadıköy'e 'Fenerbahçe Cumhuriyeti' diyorlar ya Kulüpler Birliği, Fenerbahçe İmparatorluğu aslında. Bu imparatorlukta iki tane vezir var; Galatasaray ve Beşiktaş ve 15 tane de köle var. Böyle kurulmuş bu iş.

VEZiR Mi, REZiL Mi?
Demirören durumu fark etti. "Ben bu oyuna artık dahil değilim" dedi ve katılmıyor toplantılara. Anadolu uykuya devam ediyor, Adnan Polat, Aziz Yıldırım'ın himayesinde vezir sıfatına razı. Ama vezir mi oluyor rezil mi; orasını henüz bilmiyoruz.

Fenerbahçe, Güiza ile Daum da yaşadığı sıkıntının bir benzerini yaşıyor. Güiza'da direniyor gibi görünüyor. Güiza gerizekalı değil. Güiza da aynen Daum gibi istenmediğini biliyor. Aynen Daum gibi mümkün olduğu kadar pahalı gitmek istiyor. Bu da en tabii hakkı. Fenerbahçe'nin Güiza'yı istediği yok.

ADA BAŞINA İŞ AÇACAK
Galatasaray Adası'nın işletmecisi Mehmet Koçarslan ile Büyükşehir Belediyesi mahkemelik oldu. Bu konuda neler söyleyeceksiniz? Geçen hafta gazetelerde bu haber vardı.
Hiç kimse üzerinde durmadı, manşet olmalıydı gazetelerde. Mehmet Koçarslan 6 yıldan 16 yıla kadar hapis istemiyle mahkemeye verildi. Belediye aylardan beri kaçak inşaat yapıldığını ileri sürüyordu ve mahkemeye başvurmuştu.
Çünkü belediye mühürlüyor, Koçarslan mührü açıyor. Onun üzerine de mahkemeye gidildi ve dava kabul edildi.
Mehmet Koçarslan'ın ilk ifadesi ne: "Efendim bunları benim işletme müdürüm yapmış." Orada yapılan masraf milyonluk!..
İşletme müdürü denizin dibine milyonluk kazıklar çaktırıp, üstüne milyonluk inşaat yaptıramaz!
Mahkeme başkanı gülmüş; 'Dalga mı geçiyorsunuz' diye.
Şimdi diyecek ki 'Kulüp istedi.' Koçarslan işletme müdürünü denize atıp boğacak kadar pervasız bir adam. Bu defa diyecek ki 'Galatasaray kulübü istedi.' Ada'nın adı 'Galatasaray Adası' oldu yeniden. İş bu hale gelince. Suada'yken kaçak inşaat olduğu anlaşılınca Galatasaray Adası'na dönüldü yeniden.
Şimdi mahkeme sormayacak mı? 'Sen mal sahibisin, burası dağ başı değil, İstanbul Boğazı. Sen her hafta burada yönetim kurulu toplantısı yapıyorsun' demeyecek mi? 'Kardeşim bu inşaat nedir, buraya nasıl bunu ekliyorsun,? Biz Galatasaray kulübüyüz. Galatasaray kulübü kaçak inşaat yapar mı?' niye demiyorsun?
Bu dava da patlayacak Galatasaray elinde!.. Mal sahibi Galatasaray çünkü.
Yani Hasnun Galip'i kiralarsın da adam arkaya kaçak bir balkon yapar farkında olmayabilirsin. Ama her gün önünden milyonlarca insanın geçtiği bir ada. Hatta Galatasaray yönetim kurulunun her hafta bir ya da iki kez toplandığı bir ada.
Nasıl görmezsin, nasıl sormazsın!.. Denizin dibine kazık, gecekondu gibi, bir gecede, yarım saatte çakılmadı. Günler sürer. 'Biz sana minnacık bir ada verdik. Bu ada koskocaman oldu' denmez mi? İnanılır gibi değil. Buradan da Galatasaray'ın başına neler patlayacak göreceğiz...

DESTEK GEREKİYOR
Arda'nın kişisel gelişimi ve ilerleyişi hakkında neler düşünüyorsunuz?
Manisa'dan geldiğinden büyük sansasyon yarattı, geleceğin yıldızları arasında gösterildi. Ancak son dönemde bir düşüş içine girdi. Şimdi de Galatasaray'da kalıp kalmayacağı tartışılıyor. Arda, Galatasaray tribünleri, Yiğit Şardan'ın tezgahı ile Sinem Kobal'ı bahane ederek ve işin içine katarak, Arda aleyhine tezahürat yapınca bitti. O gün bitti. Arda'nın moral gücü bu tepkiyi karşılamaya yetmedi, çöktü, ezildi.
Galatasaray'ın en neşeli, en lider, herkesi etrafında toplayan adamıydı. Bu yüzden kaptanlığa getirilmişti.
Tribünlerdeki tezahüratlardan sonra antrenmanlarda bir karış surat, maçlarda bir karış surat. Gol atıyor, üzerine koşuyor arkadaşları bir karış surat. Gol pası veriyor, golü atan Arda'ya koşuyor, bir karış surat. Arda bitti. Arda göğüsleyemedi.
Arda'nın bunu göğüsleyemediğini Galatasaray'ı yöneten Adnan Polat ve Adnan Sezgin de fark edemedi. Etseler bir mentor bulurlardı.
Profesyonel bir desteğe ihtiyacı var.
Turgay Biçer, Acar Baltaş gibi futbolun içindeki adamlardan destek alması gerekir.
Ama Adnan Polat da Arda'nın bitmesini istiyor.


Hıncal Uluç/Fotomaç

http://www.fotomac.com.tr/Yazarlar/hincal_uluc/2010/07/06/sezgine_teslim_oldu

Çevrimdışı Aykut Catal

  • İleti: 2044
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #111 : 07.07.10, 16:36 »
Alıntı
"YİĞİT’İN BU İŞİ TEMİZLEMESİ ZOR"

Galatasaray’ın efsane başkanlarından Faruk Süren, Başkan Yardımcısı Haldun Üstünel’in, Galatasaray Futbol A.Ş Yönetim Kurulu’ndaki görevinden istifasını şok sözlerle değerlendirdi.

SÜREN: DEVAMINI GETİR HALDUN

Ntv Spor Radyo’da yayınlanan Bülent Yüksel ile Sportif Görüş programına konuk olan Süren “bu iş alınganlıkla olmaz, alınganlık yapacaksan devamını da getireceksin!” ifadesini kullandı. Süren Asbaşkan Yiğit Şardan ile ilgili fatura iddiadını da yorumladı...

“BEN A.Ş’DE YOKUM DERNEKTE VARIM” NE DEMEK?

Faruk Süren Haldun Üstünel’in istifa kararını “Futbolun Adnan Sezgin’e devredilmesi yönetim kurulu çerçevesinde alınan bir karardır. Karardan alınıp, Futbol A.Ş’den istifa edenler de o yönetim kurulunun içindeler, karar müştereken alınıyor. Futbol A.Ş, futbol hadisesinin devamıdır. Yönetim kurulunda bulunan o kişinin, orada bulunma nedeni, futbolla uğraşmaksa A.Ş’den istifa ettikten sonra devamının gereğini de yapması lazım etik olarak. Ne demek “ben A.Ş’de yokum, dernekte varım”? Bunlar tutarsız şeyler! İşte Galatasaray’ın başarısızlığının baş sebeplerinden bir tanesi strateji noksanlığı, plan, disiplin noksanlığıdır. Ben profesyonel yönetici tercihimi Adnan Sezgin’den yana kullanmazdım ama Başkan kullanmış. Haldun Bey’in bu işi yapmaması lazım. Galatasaray Yöneticisi’nin Londra’da bir buçuk ay bulunup, futbolcu peşinde koşmaması lazım. Bu iş profesyonelle yapır. Alınganlık yapılmaz burada. Bu iş alınganlıkla yapılmaz! Alınganlık yapacaksan, devamını da getireceksin!” sözleriyle değerlendirirken, konuyu Yiğit Şardan’ın kendi şirketi üzerinden Galatasaray Kulübü’ne fatura kestiği iddiasına getirdi:

YİĞİT’İN BU İŞİ TEMİZLEMESİ ZOR

Yiğit Şardan fatura çıkarmış, kulübe verdiği hizmetten dolayı. Bunlar yanlış yansıtılıyor ve yanlış algılanıyor. Tabii ki bir hizmetin karşılığı ödenecek. Bu tür hizmetler Yiğit Bey’in uzmanlık alanına giriyorsa dahi bu çok konuşulur, çok dedikodu yapılır. İyi bir şey kötü algılanır ve öyle olduğu var sayılır. Çok dikkatli olmak lazım. “Yapmadım” dediyse yapmamıştır, ben Yiğit’e inanırım ama bunu temizlemek zor.


Kaynak: maraton.com.tr


Çevrimdışı Turan Solak

  • İleti: 12381
    • Blog
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #112 : 08.07.10, 00:01 »
Alıntı
Başlığa gel!..

Vatan'da bir haber.. "F.Bahçe dünyanın EN İYİ 30. takımı.."
Okuyorsunuz.. "Şampiyonluğu ve kupayı son anda kaybederek büyük bir yara alan F.Bahçe buna rağmen Dünyanın En İyi Futbol Takımları listesinde 30. sırada yer aldı. Ezeli rakibi Galatasaray'ın 25. sırada olduğu değerlendirmede sarı lacivertlilerin 193.5 puanı var."
Yani Fener resmi sitesi bu haberi böyle yapmaya, böyle başlık atmaya utanır.. Sonra "Bu medya Fenerli" dediğimde kızıyorlar..
Müdürleri İbrahim Seten'e mesaj attım.. "Bu başlığı atarken utanmadınız mı" diye..
"Ağabey tatildeyim, mesajın acilen İstanbul'a dönmem gerektiğini gösterdi" dedi..
Bu haberi kimin yazdığını, başlığını kimin attığını, Vatan Spor Sayfalarına kimin okuyup itiraz etmeden koyduğunu çok merak ediyorum.. Vatan'ın Genel Yayın Müdürü de merak ediyor mu acaba?.. Bunu yapanlara ne oldu, onu da öğrenmek isterim..
Türk medyasının en büyük günahı bu. Ne rezillik yaparsan yap, yanına kâr kalıyor. Ceza yok. O yüzden "Gazete" kimsenin umurunda değil.

Hıncal Uluç/Sabah

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/uluc/2010/07/07/basliga_gel


Helal be Hıncal.

Çevrimdışı Gökay Oğuz

  • İleti: 1022
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #113 : 08.07.10, 00:24 »
E ama bu kadar da olmaz hakikaten. İçimdeki son fair play kırıntılarını da yok edecek bu maaşlı gazeteciler. Tek umudum spor gazetelerinin, ezici çoğunlukla Galatasaraylı olan yetişmekte olan nesile satabilmek için ister istemez bize de zamanla eşit davranacaklarını düşünmem.

Çevrimiçi Mustafa Gökçeoğlu

  • İleti: 4540
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #114 : 09.07.10, 16:53 »
Alıntı
Lugano sadece Avrupa’ya gidebilir

15:54 | 09 Temmuz 2010


Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat’ın dünkü basın toplantısında Stoch transferiyle ilgili soru üzerine, rakip takımlardan oyuncu transfer edilebileceği ya da rakip takımların gündemindeki oyuncuların transfer edilebileceği yönündeki mesajı üzerine gözler Dieogo Lugano’ya çevrilmişti.

Uruguaylı oyuncunun menajeri Juan Figer, Lugano’nun sözleşmesinde “3 buçuk milyon avro getirmesi durumunda takımdan ayrılabilir” şeklinde bir ifadenin bulunduğunu açıklamıştı.

Fenerbahçe Kulübü Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu, Radyospor’dan Özgür Sancar’a yaptığı açıklamada, Lugano’nun sözleşmesinde böyle bir maddenin olduğunu doğruladı; ancak bu maddenin yurtiçi transferleri kapsamadığını söyledi. Mosturoğlu, Lugano’nun takımdan ayrılması gibi bir endişelerinin olmadığını sözlerine ekledi.

Lugano, Avrupa’da bir takıma gitmek isterse, 3 buçuk milyon euro getirip, Fenerbahçe’den ayrılabilecek. Ancak aynı durum Türk takımlarının transfer tekliflerinde geçerli olmayacak."

(Radyospor)

Kendi kendilerine gelin güvey oluyorlar sonrada G.Saray alamadı diyorlar...Size ne küfür edilse az gelir...Milliyet'te haberin başlığı G.Saray'ın hayallerini yıkan madde!

Çevrimiçi Şahin Caferli

  • İleti: 11271
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #115 : 13.07.10, 09:45 »
"İspanya’ desen... 120 dakika maç seyrettik, üçer de yedek oyuncu ile 28 oyuncu seyrettik, Türkiye’de başa güreşen takımlardan birisine şu finalde oynayan 28 adamdan ‘Ah şu ben de olsaydı’ dediğiniz bir kişi var mı? Ya da ‘Sezon bir an evvel açılsa da şu adamı bir daha izlesem’ diyeceğin bir tane var mıydı? Ya da bütün Dünya Kupası’ndan var mı?"

Bilin bakalım bu sözler kime ait?

Çevrimdışı Şehmus Canşi

  • İleti: 112
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #116 : 13.07.10, 09:48 »
"İspanya’ desen... 120 dakika maç seyrettik, üçer de yedek oyuncu ile 28 oyuncu seyrettik, Türkiye’de başa güreşen takımlardan birisine şu finalde oynayan 28 adamdan ‘Ah şu ben de olsaydı’ dediğiniz bir kişi var mı? Ya da ‘Sezon bir an evvel açılsa da şu adamı bir daha izlesem’ diyeceğin bir tane var mıydı? Ya da bütün Dünya Kupası’ndan var mı?"

Bilin bakalım bu sözler kime ait?

Kim olacak kesin Hincal Uluctur

Çevrimdışı Tolgahan Ozer

  • İleti: 16052
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #117 : 13.07.10, 17:38 »
Alıntı
Zorunlu Açıklama: Sabah Gazetesi



Bugün Sabah Gazetesi spor sayfasında Yaşar Yalçın imzasıyla yayınlanan haberde yer alan ifadeler ve yaşandığı iddia edilen diyaloglar tamamen haberi yazanın hayal gücünden ibarettir.

Galatasaray’ın kamp yaptığı otelin yakınlarına gelip hiçbir etik anlayışa sığmayacak şekilde özel hayatı görüntülemekle, haber yapmayı karıştıran zihniyet en başta kendi okuyucusuna saygısını sorgulamalıdır. Ne teknik direktörümüz sayın Frank Rijkaard’ın; ne de sayın Adnan Sezgin’in iddia edildiği yönde aralarında bir konuşma geçmemiştir.

Galatasaray Futbol Takımı, yeni sezon hazırlıklarını planlandığı şekilde idareci, teknik heyet, ve futbolcularıyla kenetlenmiş bir şekilde sürdürmektedir. Sadece suni gündem yaratma amacı taşıdığını düşündüğümüz, bu tip haberlerle Galatasaray Futbol Takımı’nın birlikteliğini ve huzurunu kimse bozamayacaktır.

Kamuoyuna saygılarımızla;

Galatasaray Sportif AŞ

Çevrimiçi Serkan Gündüz

  • İleti: 2759
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #118 : 13.07.10, 18:55 »
Alıntı
BU SÖZLER KİME AİT?

Galatasaraylı futbolcular Sabri Sarıoğlu, Gökhan Zan ve yeni transfer Çağlar Birinci Galatasaray Televizyonu’nda yayınlanan Kamp Günlüğü programının canlı yayınına katıldı.

Çağlar Birinci'nin, Sergio Ramos'la birlikte dünyada en çok beğendiği sağ bek olarak Sabri Sarıoğlu'nu göstermesi, başarılı oyuncunun yeni takım arkadaşına ne kadar güvendiğinin de göstergesi oldu!

İşte 3 Türk futbolcunun sözleri:

Sabri ilk olarak senden başlayalım. Nisan ayında bir evlilik geçirdin ve tatil dönemi var. Güzel bir tatil geçirdin mi?

Sabri: Lig bitmeden evlendiğim için balayı lig sonuna kaldı. Tabii lig bitti ardından Milli Takım kampı vardı. Kampın sonuna eşim geldi, biraz Amerika’da tatil yaptık daha sonra Türkiye’de de biraz zaman geçirdik. Güzel bir tatil oldu. Üzerimizdeki o yorgunluğu stresi attık. Yeni sezona tamamen sıfırlanmış bir şekilde başladık. Gayet güzeldi tatil bizim için hoş oldu.

Futbolcu dinlendiğinde kampa geldiğinde fiziksel durumu nasıl oluyor. Kampın ilk günü futbolcu için nasıl geçiyor?

Sabri: Tabii ilk bıraktığı ana göre biraz geride oluyor. Tatildede her zaman ilk bir hafta on gün dinlenme süresi vardı. Ondan sonra yavaş yavaş spor aktivitelerine başlıyorsun. Bunun haricinde verilmiş özel antrenman programı var. Onu uyguluyorsunuz. Yeni sezondaki o ağır tempoya bir anda geçemiyorsunuz. Antrenman temposunu yavaş yavaş arttırmanız gerekiyor. Tatilde de eğlenceli sporlar yaptık ve elimizden geldiğince formda kalmaya çalıştık. Kampa ilk geldiğimizde çok zorlanıyoruz ama bunlar bizim için ilerisi için faydalı antrenmanlar. En iyi şekilde sakatlık yaşamadan bunu atlatmak istiyoruz.

Gökhan sende tatilde futbolu düşündün mü, nasıl bir tatil geçirdin?

Gökhan: Milli Takım kampı için Sabri ile birlikte Amerika’ya gittik. Orada 15 günlük bir kampımız vardı. Daha sonra bende Kanada’ya eşimin yanına gittim. Amerika’da biraz kaldıktan sonra Kanada’da kaldım genelde. Pek fazla tatil yaptığımız söylenemez. Çünkü çok yakın bir zamanda eşimin babasını kaybetmiştik. O yüzden genelde Kanada’daydım eşime daha fazla moral vermek açısından. Verilen programa ayak uydurmaya çalıştık. Bence bütün arkadaşlarımız o program dahilinde iyi bir çalışma yaptılar. Tatilde kimsenin boş durduğunu düşünmüyorum. Bir haftalık süre içerisinde çalışmalarada herkes iyi başladı. Uyum sorununu herkes atlatmaya çalıştı. Yeni transferlerle birlikte çok iyi bir kaynaşma dönemimiz var. İnşallah hem kamp döneminde hemde bu güzel arkadaşlık çerçevesinde Galatasaray’a faydalı bir yıl geçiririz.

Çağlar dürüst olabilirsin iyi karşıladılar mı seni?

Çağlar: Tabii ki. Takımın bir çoğunu zaten Milli Takım’dan tanıyorum. O yüzden pek bir sıkıntı çekmedim. Onlarda sağolsunlar bana ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorlar. O yüzden pek bir sıkıntı çekmedim.

Peki Çağlar ilk antrenmana çıktığın zaman neler hissettin? Her futbolcu Galatasaray’a geldiğinde “büyük bir camiaya geldim der” sen o büyüklük kavramını hissettin mi?

Çağlar: Tabiiki hissediyorsunuz. Hissetmemeniz zaten anormal olur. Gerçekten büyük takım demek sadece sözde değil bunu malzemecisinde futbolcusuna antrenöründe herşeyiyle hissediyorsunuz. Bende ilk geldiğimde onurlu ve gururluydum. Arkadaşlarım sayesinde de ilk günlerim gayet hoş geçti. Şimdi de yavaş yavaş alışmaya çalışıyorum.

Peki Gökhan kamp ortamları nasıldır? Antrenmanlar haricindeki boş zamanlar sıkar mı futbolcuyu?

Gökhan: Aslında yok ama belli bir yerden sonra sıkılmaya başlarsınız ama bizim öyle bir arkadaşlık ortamımız varki kesinlikle sıkılmıyoruz. O aralarda genelde dinlemeye çalışıyoruz. Takım arkadaşlarımızla birlikte birçok aktivite yapabiliyoruz. Gündüz genelde dinleniyoruz ama akşamları sürekli hep birlikteyiz. Kamp dönemi genelde ağır olduğu için herkes ilk olarak dinlenmeye çalışır.

Kalabalık bir basın mensubu sizi takip ettiği için rahat edebiliyor musunuz?

Sabri: Biz kendi imkanlarımızla birşeyler yapmaya çalışıyoruz. Çünkü dediğiniz gibi yoğun bir tempo var ama bizler aktivitelerimizi devam ettirmeye çalışıyoruz. Kamp dönemi sürekli yatmakla, televizyon izlemekle geçmiyor. Değişik aktivitelerle zamanı geçirmek daha kolay oluyor. Dediğim gibi böyle aktiviteler olmazsa kamp sıkıcı geçiyor.

Bu arkadaşlık ve bu ortam saha içerisindeki performansa da yansıyor mu?

Sabri: Tabiiki şimdi öyle bir noktaya geliyorsunuz ki Gökhan’ın nereye pas atacağını yada ne söyleyeceğini biliyorsunuz. Çok iyi bir birliktelik oluştu. Daha önceden de tanıştığımız için bu da saha içerisine olumlu yansır diye düşünüyorum.

Çağlar, bir poziyon olsa ve takım arkadaşların sana hafiften bağırsa sen bunu yanlış anlamazsın her halde. Bu anlamda arkadaşlık çok önemli değil mi takım içerisinde?

Çağlar: Kesinlikle öyle. Zaten bunun her zaman böyle olması gerekiyor. Bir büyüğünüz bir şey diyorsa mutlaka dinlemeniz gerekiyor. Dönüp gideceksiniz ve büyüğünüze cevap vermeyeceksiniz ki bir yerde saygıyı koruduktan sonra orada başarı da olur.

Antrenmanlar yordu mu seni?

Çağlar: Hızlı başladık. Bayağı tempolu geçiyor. Yorulmadım desem yalan olur yani.

Yeni teknik ekiple artık ikinci yılınız. Rijkaard’ın oyun mantalitesini biraz daha yakından tanıdınız artık. Bu yeni sezona nasıl yansır?

Gökhan: Bence artık geçmişe bakmamak gerekir diye düşünüyorum. En azından bir kez geriye bakabilirsiniz biz nerede hata yaptık demek için. Bunu düşünmeniz gerekiyor. Ama orada kalmamak gerekiyor. Çünkü yeni bir sayfa başladı artık. Yeni takım arkadaşlarımızla birlikte nerede hata yaptığımıza bakıp, elimizi taşın altına koyup, biraz daha fedakarlık göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Şuanda çalışmalara yeni başladık ama bunun meyvelerini toplamaya çalışıyoruz. Herşey olumlu ve pozitif ilerliyor. Zaten Rijkaard’ı geçen sezondan Sabri ile iyi tanıyoruz. En fazla bize görev düştüğünü düşünüyorum. Önemli olan futbolcunun sahada neler yapacağıdır. Teknik direktör taktiğini verir, çalıştırır ama önemli olan bizlerin neler yapabileceğidir. O yüzden bu sezon tüm takım arkadaşlarımla beraber Galatasarayımız için herşeyi yapmaya çalışacağız, Galatasaray formasına, armasına layık olmaya çalışacağız. Hocamızın taktiklerini en iyi şekilde sahaya yansıtmamız gerektiğini düşünüyorum.

Peki Sabri geçen sezon nerede hata yaptı Galatasaray?

Sabri: Bunun birçok nedeni olabilir ama aktörler bizleriz. Sahada bizler oynuyoruz. Mücadeleyi iyi yapamadığımız zaman, bir anlık hatalardan çok önemli puanlar kaybettik. Geçmişe bakıp ders çıkartmak güzel birşeydir ama geçmişe takılıp kalmakta kötüdür. Bizde geçen yıldan dersler çıkardık. Tabiiki bizim içinde üzücü bir sezon geçti. Rijkaard içinde bu böyleydi. Türkiye’de futbol zordur. Türkiye ligi kesinlikle kolay değildir. Saha içerisinde inanılmaz psikolojik bir savaş var. Etkilenmemeye çalışıyoruz ama ister istemez bu da bize yansıyor. Hocamızda geçen yıl bu zorluğu gördü ve artık daha tecrübeli. Rijkaard artık Türkiye’de ki herşeyi daha iyi tanıyor. Bence bu yıl herşey daha iyi olacak.

Nasıl korunuyorsunuz peki. Gazete mi okumuyorsunuz, televizyon mu izlemiyorsunuz?

Sabri: Ben genelde gazete okumuyorum televizyonu da arada bir açıyorum. Maç görüntülerini izliyorum ama ülkemizde öyle birşey ki maç bitiyor 20 tane televizyonda program yapılıyorsa 15’i aynı oluyor. Bir kanal gol derken öteki değil diyor. Değişik yorumlar oluyor. Biz izlemesek dahi bir sonraki gün birileri bize bunları söylüyor. Çok zor bir meslekteyiz. Hiç kimse demesinki futbolcular yan gelip yatıyor. O kadar para alıyorlar demesinler. Ben bu lafı diyenlere çok kızıyorum. Dediğim gibi Türkiye’de futbol oynamak çok zor. Bizde bu zorluk içinde işimizi yapmaya çalışıyoruz. Biz isteriz ki her zaman iyi yapalım ama işte her zamanda o şekilde olmayabiliyor. Herkes şunu bilsinki biz kötü bir sonuç alsak bile savaşarak, elimizden geldiğince mücadele etmeye çalışıyoruz.

Peki Çağlar sen Denizlispor’dan geldin. Şimdi büyük bir kulüptesin. Sabri ve Gökhan’ın bahsettiği baskılarla karşılaşacaksın. Bu baskılara nasıl göğüs gereceksin?

Çağlar: Dünyanın en iyisi dediğimiz futbolcularda yeri geliyor kötü maçlar çıkartıyorlar. Örneklerini Dünya Kupası’nda gördük. İniş çıkışlar mutlaka olacak. Bu arkadaşlarım benden daha tecrübeliler. Bende artık yavaş yavaş alışacağım. Bende bir şekilde bu yorumlara kulağımı kapatmaya çalışıcağım.

Sabri: Değerli yorumcu ağabeylerimizde var. Biz onlara kızmıyoruz. Biz eleştirilerden ders almasını bilen insanlarız. Ama bazen öyle eleştiriler oluyorki tabiri caizse belden aşağıya eleştiriler oluyor. Biz sadece bunlara kızıyoruz. Eleştiyi olumlu yöne doğru çevirmek zorundayız. Eleştirileden ders almak zorundayız. Ama art niyetli yorumlar olduğu zaman biz çok üzülüyoruz. Yorumculardan ricam tabiiki bizleri eleştirsinler ama futbolcunun karekterine yapısına dokunmasınlar.

Peki Gökhan yaşadığın omuz sakatlığı kronik mi yoksa şanssız bir şekilde üst üste mi yaşadın bu talihsizliği?

Gökhan: Her iki omuzumda çıkmıştı. Hem Beşiktaş’ta hem burada ameliyat olma şansım hiç olmadı. Biz fedakarlık yaparken bunlar konuşulmuyor. Biz ne zamanki sakatlık yaşadık bunlar su üstüne çıkıyor. Ama biz her zaman işimize bakmaya çalışıyoruz. Çok fazla eleştirilere rağmen ben 7 yıldır üst düzey takımlarda ve Milli Takım’da forma giyiyorum. Kalitem ve kapasitem belli. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Milli Takım’da ve takımımda oynadığım maç sayısı belli. Bunlar görülmüyor, negatif ve olumsuz yanlarımız görülüyor. Yinede biz herkese karşı saygı duyuyoruz. Panathinakos maçında talihsiz bir şekilde sakatlandım ve 6-7 ay önce omuz ameliyatı oldum. Şuanda gayet sağlıklıyım ve antrenmanlarımı yapıyorum. Her hangi bir sıkıntım yok diyebilirim. Galatasaray camiasında şampiyonluk yaşamak istiyorum çünkü taraftara ve camiaya borcum olduğunu düşünüyorum. Yeni sezonda elimden gelenin en iyisini yapacağım. Önemli olan Galatasaray’ın Türkiye ve Avrupa’da en iyi şekilde temsil edilmesidir.

Futbolcu bazen sıkıntılar yaşayabiliyor sakatlıklarla ilgili sen neler söyleceksin?

Çağlar: Ben de geçen yıl fıtık ameliyatı geçirdim ama bunu da nedense çok büyüttüler. Kendi adıma konuşacak olursam ben 3 yılda yaklaşık 90’a yakın maç oynadım. Yani maç bile neredeyse çok az kaçırdım. Sakatlıkta geçirmedim. Yani ufak tefek her futbolcunun sakatlıları oluyor bende onları yaşadım. Büyük sakatlık geçirmedim. Geçen sezon Süper Lig’in en çok oynayan futbolcusuydum. 4 maç sakatlıktan dolayı kaçırdım ondan sonra tüm maçlarda oynadım.

Peki futbolcu o sakatlık evresinde ne yapar, neler yaşar?

Çağlar: Yani yaşanan en büyük sıkıntı futbolu özlemesidir. Futbolu aşırı özler. İkincisi de vücudunuz formsuz kaldığı için o eski formuna kavuşabilmesi için normal oyunculardan daha çok çalışıyoruzsunuz.

Peki Sabri transferleri nasıl yorumluyorsun?

Sabri: Çağlar’ı anlatmaya gerek yok zaten. Onunla hep görüşüyorduk. Kendisi zaten burada olmakla kalitesini gösteriyor. Bence kendisi ülkemizin en iyi sol beklerinden biri. Bizim takımımızında ihtiyacı olan bir mevkiinin futbolcusu. Bize mutlaka katkı sağlayacaktır. Uzun yıllar Galatasaray’a hizmet edeceğiniz düşünüyorum. Diğer transferlerde hepsi birbirinden kaliteli oyuncular. Lorik zaten kendisini ispatlamış bir oyuncu. Hepimiz sahada savaşırsak kendide bunun takım için çok iyi olacağını söyledi. Galatasaray’da böyle bir huy vardır; yeni gelenler hemen kaynaşır. O da geldi ve hemen aramıza dahil oldu. Yabancılık çekmedi. Şuan herşey çok güzel tamamen bir takım halindeyiz. Yeni transferlerde camiamıza hayırlı olsun. İnşallah en iyi şekilde Galatasaray’a hizmet ederler.

Gökhan, sen neler söylersin yeni transferlerle ilgili? Çağlar’dan başlarsak?

Gökhan: Çağlar arkadaşımızın liderlik vasfı var, Denizlispor’da hem kaptanlık yapmış bir oyuncu, istikrarlı bir oyuncu, A Milli Takım’a kadar yükselmiş bir futbolcu. İnşallah Galatasaray’ımıza uzun yıllar hizmet eder ve faydalı olur diye düşünüyorum. Mehmet Batdal keza fiziğiyle ve gol vuruşlarıyla öne çıkan bir oyuncu. Çok beğendiğim bir oyuncu ben bir defans oyuncusu olarak söylüyorum. Ben Mehmet Batdal’ın geleceğinin çok parlak olduğunu, çok iyi bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. İnşallah o da Galatasarayımıza çok faydalı olur. Musa Çağıran keza çok genç bir oyuncu. O da uzun yıllar hizmet edecektir diye düşünüyorum. Yabancı oyuncu Lorik Cana, onunda kalitesi tartışılmaz, üst düzey liglerde, ülkelerde oynamış bir oyuncu. İnşallah bütün yeni gelecek arkadaşlarımızla beraber herkesin Galatasaray’ımıza faydası olur diye düşünüyorum. Yeni yabancılar hepsini baştacı etmeye hazırız. Zaten yerliler hepsi bizden birileri. Hepimiz beraber iyi bir arkadaşlık ortamı kurup, Galatasaraylılık ruhunu pekiştirip, bunu kendi içimizde hissedip, daha sonra bunu pozitif bir şekilde sahaya yansıtmak istiyoruz.

Arkadaşlık ortamı etkisini gösterdi, kampın ilk günüydü Dünya Kupası finalini pek çok futbolcu birlikte izlediler. Carlos Cuadrat ve Albert Roca Puyol yine takımı ihmal etmediler, ama İspanya kazandı, şöyle bir Dünya Kupası değerlendirmesini yaparsak neler söylersiniz?

Sabri: Güzel bir turnuva, güzel bir final oldu. Güzel bir maçtı, iki takımda her an gol atabilirdi. Maç uzatmalara gitti. Gayet güzel bir maçtı. Orada da izledik keyifli bir maçtı. İspanya kazandı. İspanya zaten şu anda Dünya’nın en pozitif futbol oynayan takımı. Futbolu güzelleştiren bir oyun sistemine sahipler. Çok da kaliteli oyuncular var, zaten bunu söylemeye bile gerek yok. Tabii İspanya Milli Takımı’nı izlerken her oyuncu veya her taraftar keyif alıyordur benim gibi. Güzel bir maç oldu.

Layığını buldu mu kupa?

Sabri: Ben bulduğuna inanıyorum. Kötü başladı İspanya. Gruplara hiç beklenilen gibi başlamadı. İyi mücadele etmedi ama ilerleyen turlarda oyun sistemini, rakibin üzerine baskı kuran, oyunu rakip sahaya yayan, topun kontrolünü %70‘e %30 sahip olma oranıyla inanılmaz tekniğe sahip oyunculardan oluşan bir takım. Hakettiğine inanıyorum ben çünkü İspanya’ya sempati duyan bir futbolcuyum. Çünkü onları izlerken oyun sistemleri olsun, futbolcuları olsun, oyun kapasiteleri olsun çok keyif alıyorum.

Çağlar bir yanda Albert Roca Puyol ve Carlos Cuadrat’lı İspanya, diğer yanda Rijkaard ve Neeskens’li Hollanda. Sen hangisini tuttun final maçında?

Çağlar: Kupayı kimin alacağı az çok belli oluyordu. İspanya kupaya kötü başladı dendi ama şu anda Dünya’nın en iyi futbolunu oynayan takım. Bu maçta Hollanda onların karşısında çok iyi mücadele etti. Maçın çok erken bittiğini düşünüyorum. Ben penaltılara kalmasını istiyordum. Dünya Kupası’nı İspanya’nın hakederek aldığını düşünüyorum.

Gökhan Zan, sen final maçı sırasında hocalarla en çok uğraşan isimlerden biriydin.

Gökhan: Dünya Kupası’ndan önce dört favori takımım vardı. İspanya, Arjantin, Brezilya ve Hollanda. Hollanda Brezilya’yla, Almanya’da Arjantin’le eşleşti. Ama iki takım kaldı dediklerim arasından. Hollanda’nın kazanması zor gibi gözükse de Robben’le yakaladıkları pozisyonları vardı. İki tane çok net pozisyon yakaladı. Kötü başlayan ama iyi bitiren bir İspanya oldu. Kötü başlayan bir Dünya Kupası vardı ama son 16’da iyi bir turnuva izledik. İspanya’nın çok iyi bir jenerasyon yakaladığını düşünüyorum. Daha çok can yakacaklarını düşünüyorum. Ama şunu da belirtmek istiyorum Milli Takımı’mız orada olmalıydı ve olsaydık çok iyi işler yapabilirdik diye düşünüyorum.

2014 Dünya Kupası’nı biz alamaz mıyız? Bu kupayı izlediğinizde biz şuralara giderdik zaten dediğiniz oldu mu?

Sabri: Biz zaten kalitemizi 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda gösterdik. Çok kaliteli bir ekibe sahibiz. Yeni gelen arkadaşlar da katılıyor. Öyle keyif veren maçlar oynadık ki o turnuvada taraflı tarafsız herkesin sevgisini kazandık. Gökhan’ın dediği gibi bu Dünya Kupası’nda olsaydık ileri gidebilirdik. En az yarı final oynayacağımızı düşünüyorum. İnanılmaz bir arkadaşlık var. Çok iyi oyunculardan kurulu bir takımız. Neden olmasın. Önümüzde 2012 ve 2014’teki turnuvalar var. Biz yeter ki en iyi şekilde mücadele edelim. Oyun sistemimizi ve mantalitemizi sahaya yansıtırsak bu iki turnuvada da iyi neticeler alacağımıza inanıyorum.

Çağlar, sen ne söylemek istersin?

Çağlar: Gerçekten Türkiye, Dünya Kupası’na yakışırdı. Orada olmalıydık. 2008’de ben yoktum ama izlerken, yerimde duramıyordum. Çok keyifli futbol oynuyorduk. Ben inanıyorum ki yarı final oynayacak kadar kaliteli bir takımız. Orada olmamız gerekirdi.

Gökhan Zan, 2014’e bakarsak?

Gökhan: Oraya yakışırdık. Önce 2012’ye bakmamız lazım. Hatta onun öncesindeki elemelere de bakmalıyız. Elemelerden çıkıp Avrupa Şampiyonası’na katılmalıyız. Takım olmalıyız. Bireysel oyunculardan kurulu takımlar var. Ancak takım olamıyorlar. Bizim hem bireysel hem de takım olarak iyi bir ekip olduğumuzu düşünüyorum. Bunu daha fazla pekiştirip, yeni hocamızla beraber takım halinde elemelerde başarılı olup 2008’de bıraktığımız yerden devam etmek istiyoruz.

Yeni sezonki Galatasaray’a değinelim. 14 günlük kampın sonunda nasıl bir Galatasaray izleyeceğiz? Fizik gücü çok yüksek bir takım olacağını ilk günden gördük. Yeni sezonda beklentiler neler?

Sabri: Bu sene geçen seneye göre daha tempoluyuz. İdmanlar daha ağırlaştı. Hocamızın bize oynatmak istediği taktiğe daha rahat alışacağız. Hocamız daha tam bir taktik belirlemedi. Şu ana kadarki idmanlarda bunu göremedik.

4-3-3 Türkiye’de fazla denenmedi. O sizi zorladı mı?

Sabri: Sistemler fazla zorlamaz. Hocanın verdiği taktiği disiplinli bir şekilde yerine getirdikten sonra sistemlerin bir önemi yok. Daha taktik antrenmanı yapmadık. Genelde kondisyon idmanlarımız oldu. Hazırlık maçımız var. Hocamız bu maçta nasıl bir taktikle oynacağını belli eder. Bizde onun verdiği görevleri en iyi şekilde yapacağız. Bu kampın sonunda ayın 25’inde döneceğiz. 29’unda da ön eleme maçımız olacak. Ona kadar en iyi şekilde hazırlanmak istiyoruz. Önümüzde 15 günlük bir süreç var. Yeni sezonda taraftarın izlerken keyif alacağı, maçı son dakikasına kadar bırakmayan, canını dişine takan bir Galatasaray izleteceğimize inanıyorum. Son iki sezondur elde ettiğimiz başarısızlıklar hem taraftarımızı hem bizi üzdü. Onlara karşı bir borcumuz var. Kendimizi affettirmek istiyoruz. Onları mutlu etmek için elimizden geleni yapacağız. Galatasaray’da başarı demek şampiyonluktur. İkincilik, üçüncülük başarı değildir. Biz de onların bu isteğini, arzusunu en iyi şekilde karşılamak istiyoruz. Keyifli, zevk veren, her maçı kazanmak için varını yoğunu veren bir Galatasaray geliyor. Bizi izlemeye hazırlansınlar.

Çağlar, hazırlık maçları çok sıkıntılı olur aslında, izleyici futbolcu üzerinde düşünür, dikkatleri üzerine çekeceğin için soruyorum. İlk hazırlık karşılaşmasına çıkacağınız için haliyle tam olarak da hazır değilsiniz, sen hem fiziksel durumundan bahsedersen iyi olur, hem de yeni sezon beklentilerini duyalım.

Çağlar: Sezon başı hazırlık kampında kondisyon yüklemelerinde futbolcu ister istemez idmanların vermiş olduğu yorgunluktan dolayı tamamen fizik kuvvetini ve koordinasyonunu kullanamaz. O yüzden de sezon başı oynanan hazırlık maçlarında futbolcu sıkıntı yaşar. İlla ki birçoğumuz sıkıntı yaşayabilir, bunu bilemeyiz. Ben buradan ne söylesem yalan olur, herkesin kendi performansı ve fikirleri var. Bir futbolcu bir maçla yargılanıp, yorumlanamaz. Ama yorumlayıp, yargılayanlar da olacaktır. Ben kendi adıma taraftarın biraz sabırlı olmasını diliyorum.

Gökhan, aslında Çağlar’a çok fazla da tavsiyelerde bulunmaya gerek yok sanırım, çok olgun ve kendini bilen bir futbolcu karakteri çiziyor.

Gökhan: Çağlar’ın zaten karakteri ve kapasitesi belli, kendini ispatlamaya ihtiyacı yok. Zaten Çağlar antrenmanlarda hocanın istediklerini sahaya yansıttıktan sonra kalitesi ve kapasitesi ortada zaten. Herkesin belli bir kapasitesi var, herkes onu aşmaya çalışacak. Çağlar’da bunu aşacaktır. Elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Bu 14 günlük süreç içerisinde çalışacağız ve Kleve’yle bir hazırlık maçımız var. Rakibimize karşı ciddi bir oyun oynamalıyız, çünkü bu da 90 dakikalık bir maç. Herkes elinden gelenin en iyisini yapacaktır. Ama bu sadece adaptasyonu ve kondisyonu geliştirmek adına yapılan bir maç. Buradaki maçları en azından ayın 29’una kadar hazır olmak amacıyla yapacağız. Tabii ki herkes yorgun ve daha yorulacak, başta koordinasyon eksiliği olacaktır. Zaten maçlar bunları atlatabilmemiz için yapılıyor. Fenerbahçe maçına kadar herkes sıkıntılarını atlatır, o karşılaşmada da en ciddi mücadelemizi vereceğiz. Bütün aklımız, fikrimiz o maçta diye düşünüyorum. Hazırlık maçı olmasına rağmen yine rekabet olacaktır.

Sabri: Zaten dostluğumuz hiçbir zaman bitmiyor.

Gökhan: Zaten dostluk her zaman ön plandadır. Her zaman ilk sırada varolan birşeydir. Fenebahçe ezeli rakibimizdir, tabi hazırlık maçı da olsa onları yenmeye çalışacağız. Amatör takıma karşı da öyle oynamak zorundayız, ama Fenerbahçe maçının daha farklı olacağını düşünüyorum. Çünkü Galatasaray’a geldiğimde bunu hissettim, zaman geçtikçe daha fazla hissediyorum. Dediğim gibi ayın 29’una kadar, bu 3 haftalık süreç içerisinde hazır hale geleceğimizi düşünüyorum. Ayın 29’u itibariyle oynayacağımız UEFA Avrupa Ligi maçlarına kadar Galatasaray’a yakışır bir oyun oynayacak duruma geleceğimizi düşünüyorum.

Kendi fiziksel durumun nasıl?

Gökhan: Biliyorsunuz 6-7 ay önce ameliyat oldum ve takımdan uzak kaldım. Arada, tatil döneminde çalışmaya başladım. 1 haftadır arkadaşlarımla beraberim ve herkesin aynı seviyede olduğunu düşünüyorum. Kendimizi ve kapasitemizi zorlamaya çalışıyoruz. Dediğim gibi bu 3 haftalık süreç içerisinde ayın 29’una kadar özellikle ilk 2 hafta sakatsız bir şekilde, hocamızın vereceği taktikleri, oynayacağımız maçlara en iyi şekilde yansıtmak istiyoruz. Ama en önemlisi Galatasaray ruhunu ortaya koyan bir takım olmak istiyoruz. Bu sezon hem camiamızı, hem de taraftarımızı, Galatasaray’ımızı en iyi şekilde temsil edeceğimize inanıyorum.

Sabri derler ki ‘’Sezon başı yapılan yüklemeler, bütün sezonki performansı tamamen etkiler’’ Bu doğru mu? Ne kadar etkiler? Yani şimdi geçtiğimiz sezon da olumsuz yansımaları olduğu da söylendi. O üçünü bağdaştırırsak nasıl bir cevap verirsin?

Sabri: Tabii sezon başlarında yapılan idmanlar, sağlık kontrolleri ve testler, futbolcunun maksimum seviyesini ölçüp ona göre antrenman programı hazırlamaya yarar. Buradaki antrenmanlarda bayağı ağır yüklemeler oluyor. Tabi bunların faydalarını ilerleyen zamanlarda hissedeceğiz. Şu an ister istemez şikayet etsek, yorulduğumuzu söylesek de bunlar bizim için yapılan faydalı antrenmanlar. Tabi lige iyi bir şekilde hazırlanmak için bu evreyi geçirmemiz gerekiyor. Zaten ligin başında da çoğu takım hazır olmuyor, üçüncü dördüncü hafta takımdaki sistem oturmaya başlıyor. Çünkü ne kadar ağır idmanlar yapsak da maçtaki tempo çok daha farklı, idmanın önüne geçmiyor. Çünkü maç içindeki kondisyon, stres, psikolojik savaş hiçbir yerde yok. Sabahtan akşama kadar burada istediğimiz kadar koşalım, gerektiği kadar yorulmuyoruz. Maç kondisyonu bence çok önemli. Burada ağır idmanların yanısıra, yapacağımız 5 hazırlık maçı var. Onlar da maç temposunu yakalarsak hem elemelere, hem de lige iyi bir başlangıç yaparız. Dediğim gibi antrenmanlarımız çok iyi ve keyifli geçiyor. Yorucu geçiyor ama hiçbir zaman şikayet etmiyoruz. Bunun faydalarını ilerleyen haftalarda, lige başlarken hissedeceğiz.

O gücü depolamak tabi ki çok önemli?

Sabri: Depoyu doldurduktan sonra onu bütün sezona yayıyorsunuz. O maç temposu da oturduktan sonra zaten hiçbir sıkıntı yaşamıyorsunuz. Tabi arada ufak tefek ağrılar, sızılar olacak ama dediğim gibi önemli olan sezon başını iyi bir şekilde geçirmek.

O zaman sen geçtiğimiz sezonu çok iyi geçirdin, Rijkaard’ın açıklamasını hatırlıyorum ‘’Sabri çift motor takılmış gibiydi’’ diye. Bu sezon başı çalışmalarının etkisi değil mi?

Sabri: Sezon başı elimden gelenin en iyisini yapar, en iyi şekilde çalışırım. Yapımda da sürat olsun, koşu temposu olsun, zaten kendi özelliğim olarak var. Bir de üzerine bu antrenman programı da eklenince kendimi daha iyi hissediyorum. Bu sene de iyi bir performans sergilemek istiyorum.

Çağlar, sana da bir iki özel soru soralım, seni biraz tanıtmak açısından. Galatasaray’a geldin, burada önüne ilk koyduğun hedef nedir?

Çağlar: Sabri’nin dediği gibi Galatasaray her zaman şampiyonluğa oynar, yani ben de burada şampiyonluk yaşamak istiyorum. Birincisi bu. İkincisi, bu takımda sürekli oynayıp camiaya sürekli hizmet etmek istiyorum. Türkiye’nin bence en büyük takımı, başarı anlamında, camia anlamında Galatasaray’ın en büyük olduğunu düşünüyorum. O yüzden böyle bir takıma geldiğimdem dolayı çok mutluyum ve ben bu takımın formasını uzun süre giyebilmek için elimden gelen herşeyi hem sahada, hem de saha dışında vereceğim.

Kendi mevkiinde bir idolün var mı?

Çağlar: Çocukluğumdan bu yana beğendiğim iki tane çok iyi sol bek vardı. Birisi Hakan Ünsal, diğeri de Abdullah Ercan. İkisini de sol bek olarak izlemeyi çok severdim. Onlarla, onların futbolunu izleyerek büyüdüm. İkisini çok beğenirdim.

Sabri senin mevkinde en iyi kimdir, Maicon ya da Daniel Alves diyebilir miyiz?

Sabri: Ben Maicon’u tercih ederim, daha kuvvetli, ofansif olarak daha da önemli katkılar verebilen bir futbolcu.

Peki Gökhan senin var mı? Terry, Ricardo Carvalho ve Rio Ferdinand gibi isimler var.

Gökhan: Tabii ki kaliteli oyuncular var, bir tane seçemezsiniz. Çok kaliteli oyuncular var. Bunların kapasite ve kalitesi belli, çok fazla tartışmaya gerek yok. Onlar şu anda layık oldukları yerde, farklı bir mertebedeler. Biz de layık olduğumuz yerdeyiz. Mutlaka ‘’bu futbolcu gibi olayım’’ diye bir düşüncem, hiç kimse için olmadı. Bir sürü iyi defans oyuncusu var, Dünya’da çok kaliteli takımlar ve bu takımların savunmasını yapan çok iyi isimler var.

Çağlar’ın aslında tek alternatifi var gibi: Ashley Cole. Başka var mı?

Çağlar: Düşünüyorum ama bulamıyorum.

Ashley Cole’ü nasıl buluyorsun?

Çağlar: Çok kötü futbolcu deme şansım yok, çünkü çok kaliteki bir futbolcu ve Dünya’nın en kuvvetli takımlarından birinde oynuyor.

Sabri: Ben Evra’yla, Ashley Cole arasında bir karar verebilirim sol bek konusunda.

Gökhan: Benim mevkim içinde çok genç yaşında büyük başarılar elde eden Barcelonalı Pique’yi söyleyebilirim. Çok kaliteli, çok da genç bir oyuncu. Yakaladığı başarılara belki de bir daha hiç kimse ulaşamayacak. Barcelona’daki başarılarını Dünya Kupası zaferiyle tamamladı.

Çağlar: Sağ bek bakımından çok iyi iki tane var. biri Sergio Ramos, diğeri Sabri Sarıoğlu.

Çağlar, özel hayatında hobilerin neler? Nelerden keyif alırsın?

Çağlar: Özel hayatımda daha çok arkadaşlarımla zaman geçirmeyi çok severim. Takım arkadaşlarımla ya da çocukluk arkadaşlarımla zaman geçiririm. Ailemle çok zaman geçirmeyi severim. Fazla zaman bulamadığımız için sinemaya gitmek, izin günlerinde havuza girmek, yazın denize girmek diyebilirim. Trabzon’dan çocukluk arkadaşlarım var. İstanbul’a döndükten sonra onlar ziyaretime gelecek. Bu şekilde zaman geçiriyorum.

Gökhan Zan, yeni sezonla ilgili bireysel hedefin nedir? Taraftara bir mesajın var mı?

Gökhan: Hepimiz için inşallah hayırlı bir sezon olur. İyi şekilde başlayıp, herkese zevk veren bir Galatasaray izlettirmek istiyoruz. Bunu başarabilecek bir takım olduğumuzu düşünüyorum. Bu kapasiteye ve potansiyele sahibiz. Yaptığımız hatalardan ders çıkarıp bu sene ona göre hareket etmeliyiz. Bütün arkadaşlarımızla, yeni gelenler, yeni gelecekler ve gençlerle takım olup, Galatasaray gibi oynayıp, Galatasaray ruhunu sahaya yansıtarak şampiyonluk yaşatmak istiyoruz. İnşallah hem Avrupa Ligi’nde hem de Türkiye’de üst düzey başarılar elde eden bir takımın oyuncusu olurum. En büyük hedeflerimden biri bu.

Çağlar eklemek istediğin bir şey var mı?

Çağlar: Gerekenleri Sabri ve Gökhan söyledi. Yeni sezonda nasıl bir Galatasaray olacağından az çok bahsettik. Bu dediklerimizi yerine getirmek için de çalışıyoruz. Bunu bizi destekleyen herkese göstermek istiyoruz.

Sabri: Öncelikle bütün takımlara yeni sezon hayırlı olsun. Bütün takımların kampları başladı. Herkese kolay gelsin diyorum. Ben kendi kapasitemin de üstüne çıkarak varımı yoğumu sahaya yansıtarak, takımıma en üst düzeyde faydalı olmak istiyorum. Galatasaray’a yakışır bir şekilde mücadele edip, hiçbir zaman savaşmaktan kaçmayan, mücadeleden korkmayan, kazanmak için varını yoğunu ortaya koyan bir takım izlettireceğimize inanıyorum. Galatasaray camiasına bu yakışır. Bu camianın buna ihtiyacı var. Yeni sezona en iyi şekilde başlayıp, en iyi şekilde hazırlanıp, Galatasaray camiasına zevk veren ve camiamızı gururlandıran bir futbol oynayıp büyük başarılara imza atmak istiyoruz. Önümüzde üç hedef var. Turkcell Süper Lig, Ziraat Türkiye Kupası ve Avrupa Ligi. Hepsinde iddialıyız. Hepsini kazanmak için elimizden geleni yapacağız. Bunları kazanacak güce ve kaliteye sahibiz. Bizden başarı bekleyen taraftarımıza ve camiamıza en iyi şekilde karşılık vereceğiz. Onları mutlu etmek için her şeyi yapacağız.

Kaynak: Galatasaray resmi sitesi

Cihan Serbetcioglu

Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #119 : 15.07.10, 08:58 »
http://www.maraton.com.tr/haberler/109084/galatasarayli-oyuncu-tutuklandi.html
Alıntı
GALATASARAYLI OYUNCU TUTUKLANDI!..

Bu baslik maksatlidir ve mahkemeye verilmelidir.

Çevrimdışı Aykut Catal

  • İleti: 2044
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #120 : 15.07.10, 16:13 »
http://www.maraton.com.tr/haberler/109084/galatasarayli-oyuncu-tutuklandi.html
Bu baslik maksatlidir ve mahkemeye verilmelidir.
Galatasarayli eski futbolcu diye degistirmisler basligi !

Çevrimdışı Çağlar Şahingöz

  • İleti: 12050
    • ScoutGS
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #121 : 15.07.10, 16:47 »
Bu adamlar şike soruşturması sırasında Fatih Akyel'e de galatasaray'li futbolcu demişlerdi yanlış hatırlamıyorsam.

Çevrimdışı Kadir Arslan

  • İleti: 1405
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #122 : 15.07.10, 18:21 »
Konuya en uygun başlık olduğunu düşünerek, burada yayınlamayı uygun gördüm ;

Büyük bestekar,
Büyük Galatasaraylı
Selmi Andak'ı kaybettik.




Alıntı
Selmi Andak'ı Kaybettik

Değerli Galatasaraylı, Kulüp marşımızın bestecisi, müzisyen Selmi Andak'ın vefatını büyük üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.

Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileriz.

Alıntı
Galatasaray Spor Kulübü

Selmi Andak: 1921-2010

Besteci, Cumhuriyet gazetesinin müzik yazarı, Galatasaray Kulübü Marşı bestesine imza atan Selmi Andak tedavi gördüğü hastanede bugün hayata gözlerini yumdu.
       
Aynı zamanda "Devlet Sanatçısı" unvanını taşıyan Andak, Balat Musevi Hastanesinde, zatürree tanısıyla bir haftadır yoğun bakım servisinde tedavi görüyordu.

Selmi Andak, 1921'de İzmir'de doğdu. Galatasaray Lisesi, İstanbul Hukuk Fakültesi öğrenimi ile birlikte, İstanbul Belediye Konservatuarı’nda müzik eğitimini tamamladıktan sonra Paris'te "Ecole Normali de Musiqu"de (Yüksek Müzik Okulu) kompozisyon (beste) bölümünde ihtisas yaptı. Müzik alanındaki çalışmalarının yanı sıra, uzun yıllar gazetecilik mesleğinde sanat ve müzik eleştirmeni olarak görev yaptı.

Bu yıl 70. sanat yılını yeni bestelerle kutlamak isteyen Andak için 2000 yılında çıkan "Bir Sevgi Yeter - Selmi Andak" adlı CD, 60. sanat yılına adanmıştı. Andak'ın ayrıca 2003 yılında bestelerinden oluşan saygı albümü "Uluslararası Ödüllü Selmi Andak Şarkıları", ile 1975 - 1995 yılları arasında Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye finalleri için hazırlamış olduğu bestelerden oluşan "Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye Finallerinde Selmi Andak Besteleri" albümü bulunuyor. Andak'ın kısa süre önce de bestelerinden oluşan "Bal Gibi Olur" ve "O Şarkıyı Henüz Yazmadım" adlı iki karma CD'si Ossi Müzik tarafından sevenleriyle buluşturulmuştu.

Türk pop müziği dünyasında Onno Tunç'tan Nükhet Duru'ya, Semiha Yankı'dan Nilüfer'e, Ajda Pekkan'dan MFÖ'ye pek çok sanatçı onun bestelerini seslendirdi. Selmi Andak'ın çalışmaları arasında "Uyuyan Güzel" müzikali, Müşfik Kenter'in oynadığı ünlü tek kişilik oyun "Bir Garip Orhan Veli "nin, Haldun Taner'in"Bu Şehr-i İstanbul ki" oyununun, Mehmet Ali Birand'ın "Galatasaray Belgeseli"nin, Kültür Bakanlığının hazırlattığı "İpek Yolu" belgeselinin müzikleri de bulunuyor.

Basın Şeref Kartı sahibi olan Selmi Andak, Türkiye'yi uluslararası müzik yarışmalarında birçok defa hem besteci, hem de jüri üyesi olarak temsil etti. Geçen ay düzenlenen ve Uluslararası Festivaller Federasyonu FIDOF ile Dünya Festivaller ve Sanatçılar Birliği WAFA tarafından desteklenen "Uluslararası İstanbul Şarkıları Yarışması"nda "Yaşam Boyu Sanat Ödülü" nü alan Selmi Andak'ın, 800 bestesi bulunuyor.

Selmi Andak, güftesi Mehmet Faruk Gürtunca’ya ait olan Galatasaray Spor Kulübü marşının bestesine de imza atmıştı.


Galatasaray ruhumuz tek burcumuz
Ali Sami Yen ölümsüz kurucumuz
Kültür simgesi Galatasaray
Sporun beşiği Galatasaray

Sarı kırmızı gönlümüzde ideal
Spor kollarında tükenmeyen bir moral
Kalplerde yıldız göklerde bir ay
Sporun beşiği Galatasaray

Her dalda nice kupalar
Son hedef şampiyonluklar
Her kolda yarışmamız var
Zaferlere kavuşmamız var

Re Re Re Ra Ra Ra Galatasaray Galatasaray Cim Bom Bom

Çevrimdışı Ilkay Çam

  • İleti: 6390
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #123 : 15.07.10, 18:22 »
Allah rahmet eylesin. Mekani Cennet olur Insallah.

Çevrimdışı Burhan Sağsen

  • İleti: 18220
Ynt: 2010-2011 Medyametre
« Yanıtla #124 : 15.07.10, 18:45 »
Allah rahmet eylesin diyelim.. Ulu çınarlarımızdan biri daha gitti..

ScoutGS ForumGalatasarayGalatasaray 2010-2011 Medyametre